Çimento
Doğal kaynaklarımızı sorumlu madencilik anlayışıyla geleceğin üretimine kazandırıyoruz.
DetaylarSürdürülebilirlik, Stratejik Önceliğimiz
Karbon yoğunluğumuzu azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve ürünlerimizin çevresel performansını geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı uzun vadeli dönüşüm stratejimiz kapsamında yürütüyoruz.
Medcem’de sürdürülebilirlik, ayrı bir raporlama gündemi değil iş kararlarının uzun vadeli etkilerini değerlendirme biçimimizin bir parçasıdır. Değişen pazar koşulları, iklim ve karbon düzenlemeleri, kaynak kullanımı ve paydaş beklentileri karar süreçlerimizde dikkate alınır.
Sürdürülebilirlikle ilişkili risk ve fırsatlar, konunun sahibi olan iş birimleri ve yöneticiler tarafından değerlendirilir ve şirketin karar süreçlerine taşınır. Hedeflerimizi tanımlı göstergeler üzerinden takip eder, gerçekleşmeleri düzenli olarak gözden geçiririz.
Sürdürülebilirlik konularının günlük işleyişe yansıması için sorumlulukların açık biçimde tanımlanmasını esas alıyoruz. Üst yönetimin gözetimi ile ilgili iş birimlerinin uygulama sorumluluğunu bir araya getiren yaklaşımımızı risk yönetimi, iç kontrol ve sorumlu tedarik süreçleriyle destekliyoruz.
Paydaşlarımız çalışanlarımızı, müşterilerimizi, tedarikçilerimizi, finans kuruluşlarını, kamu ve sektörel kuruluşları ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki yerel toplulukları kapsıyor. Bu gruplardan gelen görüş ve beklentileri, iş kararlarımızı ve sürdürülebilirlik önceliklerimizi gözden geçirirken dikkate alıyoruz.
Düzenli iletişim, şirketimiz açısından önem taşıyan konuları ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçları daha erken tespit etmemize yardımcı oluyor.
Hedeflerimizi performans göstergeleriyle birlikte yönetiyor, gerçekleşmeleri belirli aralıklarla değerlendiriyoruz. Kamuya açıkladığımız bilgilerde dönem ve kapsamın anlaşılır olmasına çevresel ve sosyal iddiaların ise doğrulanabilir bir dayanağa oturmasına dikkat ediyoruz.
Çimento, kalsinasyon kaynaklı proses emisyonları ve yüksek ısıl enerji ihtiyacı nedeniyle karbonsuzlaşması güç (hard-to-abate) sektörler arasında yer alıyor. Medcem’de iklim yaklaşımımızı bu teknik gerçeklik üzerinden kuruyor bugün uygulanabilir azaltım seçeneklerini devreye alırken, kaçınılması güç proses emisyonları için uzun vadeli teknoloji seçeneklerini de değerlendiriyoruz.
Sera gazı emisyonlarımızı ilgili izleme ve raporlama gerekliliklerine göre takip ediyor, uygun kapsamlarda bağımsız doğrulama süreçlerinden geçiriyoruz. Karbon verisini tesis performansının yanı sıra ürün karbon yoğunluğu ve ihracat pazarlarının gereklilikleri açısından da değerlendiriyoruz.
Kısa ve orta vadeli azaltım programımız ürünlerde klinker kullanımının düşürülmesi, tamamlayıcı çimentomsu malzemelerin daha etkin kullanımı, alternatif yakıt ve hammaddelerin geliştirilmesi, enerji verimliliği ve yenilenebilir elektrik yatırımları üzerine kuruludur.
Güneş enerjisi yatırımlarımızla yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriği artırırken, üretim prosesinde oluşan atık ısıyı WHR ve ORC sistemleriyle yeniden enerjiye dönüştürüyoruz. Böylece hem enerji verimliliğini hem de toplam tüketim içindeki daha düşük karbonlu enerji payını geliştirmeyi hedefliyoruz.
İhracat odaklı yapımız nedeniyle Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM), AB Emisyon Ticaret Sistemi ve Türkiye’de gelişen karbon fiyatlandırma mekanizmaları stratejik gündemimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Ürün bazlı gömülü emisyonların doğru hesaplanması, doğrulanabilir veri altyapısı ve karbon maliyetinin yönetimi bu hazırlığın temelini oluşturuyor.
Karbonsuzlaşma stratejimizin tamamlayıcı bir parçası olarak, karbon fiyat riskini yönetmek ve maliyet öngörülebilirliğini artırmak amacıyla hedge işlemlerinden yararlanıyoruz. Finansal risk yönetimini, emisyon azaltım çalışmalarımızı destekleyen tamamlayıcı bir araç olarak değerlendiriyoruz.
Çimento üretiminde tamamen ortadan kaldırılması güç proses emisyonları açısından karbon yakalama, kullanım ve kalıcı depolama teknolojilerinin uzun vadeli rolünün farkındayız. Bu teknolojilerin teknik ve ekonomik uygulanabilirliğini, gerekli altyapıyı ve sektördeki gelişmeleri değerlendiriyoruz.
Klinker faktörü,Tamamlayıcı çimentomsu malzemeler, Alternatif yakıtlar, Alternatif hammaddeler, Yenilenebilir enerji, Enerji ve proses verimliliği, Uzun vadeli karbon yakalama seçenekleri
Başka sektörlerde ortaya çıkan uygun yan ürün ve atıkların güvenli biçimde ikincil kaynak olarak değerlendirilmesi, malzeme ve enerji akışlarının ekonomi içinde daha uzun süre tutulmasına katkı sağlıyor. Medcem’de bu yaklaşımı üç ana alanda ele alıyoruz: alternatif yakıtlar, alternatif hammaddeler ve tamamlayıcı çimentomsu malzemeler.
Bu uygulamaları endüstriyel simbiyoz ve kaynak verimliliği perspektifiyle teknik uygunluk, ürün kalitesi ve mevzuat koşullarını gözeterek yönetiyoruz.
Fosil yakıt kullanımını azaltmak amacıyla uygun özelliklere sahip alternatif yakıtların üretim süreçlerimizdeki payını artırmaya çalışıyoruz. Atıktan türetilmiş yakıtlar, biyokütle ve ömrünü tamamlamış lastikler gibi kaynakları yakıt kalitesi, tedarik sürekliliği, proses koşulları ve emisyon performansı açısından değerlendiriyoruz.
Mineral içeriği uygun endüstriyel yan ürünlerin doğal hammaddelerin yerine kullanılabilmesi, kaynak verimliliği açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Bu malzemelerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini inceleyerek proses uygunluğunu, ürün kalitesini ve ilgili standartları birlikte değerlendiriyoruz.
Uçucu kül ve yüksek fırın cürufu başta olmak üzere tamamlayıcı çimentomsu malzemeler, ürün reçetelerinde klinker kullanımının azaltılmasına ve farklı pazar ihtiyaçlarına uygun bağlayıcı çözümler geliştirilmesine imkân veriyor. Bu malzemelerin tedarik ve kullanımında kalite sürekliliği ile pazar kabulünü birlikte yönetiyoruz.
Kendi operasyonlarımızda atık oluşumunu azaltmayı, kaynağında ayrıştırmayı ve uygun olanları yeniden kullanım veya geri kazanıma yönlendirmeyi esas alıyoruz. Bertaraf seçeneklerini ise atık hiyerarşisi ve mevzuat gereklilikleri çerçevesinde yönetiyoruz.
Çevresel performansı, mevzuat gerekliliklerinin karşılanmasının ötesinde, faaliyetlerimizin çevre üzerindeki etkilerini ve doğal kaynak bağımlılıklarını yönettiğimiz temel bir operasyon alanı olarak ele alıyoruz. Hava kalitesi, su yönetimi, biyoçeşitlilik ve arazi kullanımı bu yaklaşımın başlıca bileşenlerini oluşturuyor.
Üretim proseslerinden kaynaklanan hava emisyonlarını sürekli ölçüm, periyodik kontroller ve proses yönetimiyle takip ediyoruz. Toz emisyonlarının azaltılmasında filtre ve kapalı taşıma sistemlerinden, azot oksitlerin kontrolünde ise uygun azaltım teknolojilerinden yararlanıyoruz. Sera gazı emisyonları ile NOx, SOx ve toz gibi hava kirleticilerini ayrı performans alanları olarak yönetiyoruz.
Su yönetiminde çekim, tüketim, geri kullanım ve deşarjı birbirinden ayrı göstergeler olarak ele alıyoruz. Üretim ve yardımcı işletmelerde su verimliliğini artırmaya, uygun su akımlarını yeniden kullanmaya ve su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmaya yönelik uygulamalar geliştiriyoruz.
Performansı toplam hacmin yanı sıra üretim miktarıyla ilişkilendirilmiş yoğunluk göstergeleri üzerinden de izliyoruz.
Faaliyet alanlarımızın ekolojik özelliklerini ve hassasiyetlerini dikkate alıyoruz. Silifke’deki GES sahası ve çevresinde flora ve fauna izleme çalışmaları yürütürken, Medcem Port’un bulunduğu Yeşilovacık çevresinde Akdeniz fokunun yaşam alanının korunmasına yönelik önlemleri sürdürüyoruz.
Madencilik faaliyetlerinde arazi kullanımının planlanmasını ve rehabilitasyon gerekliliklerini faaliyet yaşam döngüsünün bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Amaç, kaynak kullanımını planlı biçimde yönetirken faaliyetlerin arazi üzerindeki etkilerini kontrol altında tutmaktır.
Uluslararası pazarlara hizmet veren ürün portföyümüzde teknik performans, ürün standardı ve çevresel etki birlikte değerlendirilmek zorunda. Ar-Ge çalışmalarımızı bu denge üzerinden yürütüyor farklı hammadde ve katkı seçeneklerinin ürün performansına ve karbon yoğunluğuna etkisini inceliyoruz.
Klinker faktörünü ürün tasarımının temel parametrelerinden biri olarak ele alıyoruz. Uçucu kül, yüksek fırın cürufu ve uygun diğer tamamlayıcı malzemelerin kullanımını artırırken dayanım gelişimi, kalite sürekliliği ve hedef pazarın teknik gerekliliklerini gözetiyoruz.
Ar-Ge ve İnovasyon Merkezimizde yeni ürün ve malzeme çözümlerinin yanı sıra üretim süreçlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Laboratuvar altyapımızı, üniversite-sanayi iş birliklerini ve dijital kalite uygulamalarını ürün ve proses kararlarını destekleyen bir bütün olarak kullanıyoruz.
Çalışmalarımızda daha düşük karbon ayak izine sahip yüksek performanslı yapı malzemeleri, alternatif malzemelerin değerlendirilmesi ve kaynak verimliliği öne çıkan araştırma alanları arasında yer alıyor.
Ürünlerimizin çevresel performansını Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) yaklaşımıyla inceliyor uygun ürünler için uluslararası kabul gören standart ve program kuralları çerçevesinde Çevresel Ürün Beyanları (EPD) yayımlıyoruz. Bu beyanlar, ürünlerin karbon ayak izi dahil çevresel etkilerinin şeffaf ve karşılaştırılabilir biçimde sunulmasına imkân veriyor.
Daha düşük karbon yoğunluğuna sahip ürünlerin geliştirilmesini teknik kalite ve güvenilirlikle birlikte yönetiyoruz. Ar-Ge, kalite güvence ve üretim ekipleri laboratuvar analizleri, ürün standardı ve müşteri gerekliliklerini ortak bir ürün geliştirme sürecinde değerlendiriyor.
İnsan odaklı yaklaşımımızın ilk şartı güvenli çalışmadır. Çalışanlarımızın gelişimini destekleyen, adil ve saygılı bir çalışma ortamını bununla birlikte ele alıyoruz. İş etiği ve sorumlu tedarik yaklaşımımız ise bu kültürün iş ortaklarımıza ve değer zincirimize uzanan bölümünü oluşturuyor.
Riskleri mümkün olduğunca kaynağında belirlemek ve önlemek, güvenli çalışma kültürümüzün temelidir. Eğitim, saha gözlemleri, risk değerlendirmeleri ve çalışan katılımı yoluyla önleyici yaklaşımı güçlendiriyoruz.
İş Sağlığı ve Güvenliği’ni, operasyonel kararların ve günlük saha yönetiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.
Çalışanlarımızın teknik ve yönetsel yetkinliklerini geliştirmeyi uzun vadeli kurumsal kapasitemizin bir parçası olarak görüyoruz. Eğitim ve gelişim programlarımızı değişen teknolojiler, yeni iş modelleri ve kariyer ihtiyaçları doğrultusunda güncelliyoruz.
İşe alım, gelişim ve kariyer süreçlerinde objektif değerlendirme ve fırsat eşitliği yaklaşımını benimsiyoruz. Çalışanların görüşlerini rahatlıkla ifade edebildiği, farklı deneyim ve bakış açılarına saygı gösterilen kapsayıcı bir çalışma ortamını destekliyoruz.
İş ilişkilerimizde etik ilkeleri ve sorumlulukların açık biçimde tanımlanmasını esas alıyoruz. Tedarik zincirinde kalite ve iş sürekliliğinin yanında çevresel ve sosyal performansı da dikkate alan değerlendirme yaklaşımımızı geliştirmeye devam ediyoruz.
Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yerel halkla açık ve düzenli iletişim kuruyor talep, öneri ve şikâyetleri ilgili yönetim süreçlerinde değerlendiriyoruz. Sosyal yatırım ve iş birliği çalışmalarımızı, faaliyet bölgelerimizle uzun vadeli ve karşılıklı güvene dayalı ilişki kurmanın bir parçası olarak ele alıyoruz.